13 Kasım 2013 Çarşamba

Parfüm, Zaman İçinde Yaşar

Koku: Bir Katilin Hikayesi isimli kitabın bilmem kaçıncı sayfasında yazar Süskind, "parfüm zaman içinde yaşar" der. Sonrasında da devam eder. "Dolayısıyla gençliği, olgunluğu ve yaşlılığı vardır. Hayatının bu üç çağında da aynı güzel kokuyu vermeyi başarabiliyorsa işte parfüm, o zaman olmuştur."

Bu muhteşem kitabı okuyalı epeyce olmuş olmasına rağmen bu söz, hafızamın dehlizlerine kazınmıştı resmen. Durum böyle olunca da yazıya bu sözle başlamamak olmazdı tabii...

Aslında hepimizin bir gerçeği var ki, o da cinsiyetimiz ne olursa olsun, her daim güzel kokma isteğimizin varoluşudur. Artık bilinçaltı alttan alta nasıl işlediyse bizi ondandır parfüm şişesiyle bu denli içli dışlı olmamız ya zaten...

Birçok kişiye saçma gelse de sıkılan bir parfümün kişinin imzası haline dönüştüğünü düşünürüm çoğunlukla. Hele bi de teniyle o ahenkli uyumu yakaladıysa, rahatlıkla bana işte budur dedirtebilir.

Açıkçası ben çok fazla parfüm değiştirmeyi sevmiyorum. Ona rağmen yeni çıkan parfümleri de mümkün olduğunca takip etmeye çalışırım. Almasam dahi, test etmek amacıyla herhangi bir kozmetik mağazasına gittiğimde sıkar, koklarım. Maksat beleş buldum, sıkayım olayı değil elbette. Amaç tenime yakışanları belirlemek.

Şu güne kadar Gucci Rush ve Omnia Crystal arasında gidip gelen ben, şu aralar kafayı La Vie Est Belle'ye takmış bulunmaktayım. Julia Roberts'ın reklam yüzü olduğu Lancome'un bu yeni parfümü deyim yerindeyse beni mest etti.

Tesadüf eseri arkadaşımın tester'ını verip, al bak dene demesine kadar ne yalan söyleyeyim parfümden bihaberdim. Ta ki küçük bir dokunuşla, tenimle buluşturana kadar. Aman Allah'ım o ne güzel bir kokudur öyle. Bayıldım, mest oldum, büyülendim. Ötesi yok.

O küçücük dokunuş, birçok arkadaşıma abartısız 'sen ne güzel kokuyorsun' sözünü söyletti ki anlatamam. Tabii bu durumda benim zevkten dört köşe olduğumu söylememe gerek yok sanırım.

Elimdeki tester tahmin edeceğiniz gibi çoktan miadını doldurdu bile. Bundan sonrasında yapmam gereken tek şey bir güzel paraya kıyıp bir tane kendime almaya kalıyor. Yurt dışında satış fiyatı buraya nazaran daha uygun olduğu için şu aralar arkadaşlarımdan gelen ve gidecek olanların çeteresini tutuyorum resmen. Ha o aralıkta buradaki fiyatı düşerse oh ne ala, hemen gider alırım tabii :)

Bu arada hayat güzeldir inanışını tüm hayatınıza yaymayı amaçlayan La Vie Est Belle, gülüşünüzü de zarif şişesiyle temsil etmeyi ihmal etmiyor.

Ana içeriğini İris'in oluşturduğu La Vie Est Belle, baskın zambak notasının yanında Pallida süseni, yasemin ve zambak özütü, portakal çiçeği, paçuli esansı konsantrasyonu, armut, şeker çubukları, vanilya, frenk üzümü ve badem şekeri içeriyor.

Mutluluğa yelken açmak için birebir bir parfüm bence. Hala denemediyseniz çok şey kaçırdığınızı rahatlıkla söyleyebilirim.



0 yorum:

Yorum Gönder